2010-12-06

Nisan aglar mayısa

Yazarın Adı:    Müslim Oğuz
Basım Yeri:     Şafak Matbaacılık Ltd. Şti. , Manisa
Basım Tarihi:  Mayıs, 1991
Sayfa Sayısı:   233
 Yazar bu eserinde açık ve sade bir dil, yalın ve akıcı bir üslup kullanmıştır.

Eserin Konusu: Azerbaycan’ın 28 Mayıs 1918’de bağımsızlığını ilan etmesinden iki yıl kadar sonra 27 Nisan 1920’de yeniden Kızıl Rus ordusu tarafından, Anadolu’ya yardım adı altında fiilen işgal edilmesi, işgalciler tarafından Türk ve Müslüman olan Azerbaycan vatandaşlarının çoğunun hunharca katledilmesi, Azerbaycan’ın yağmalanması, bu zulümden kurtulmak ve vatanın bağımsızlığını yeniden kazanmasını isteyen vatanseverlerin Bolşeviklere karşı mücadelesi ve bu süreçte Yüzbaşı Atabala ve Aybike’nin yaşadığı aşk 

Eserin Ana Fikri: İçinde bulunulan durum ne kadar zor ve dayanılmaz olsa da ülkemizin vatandaşı olarak bizlere düşen, vatanımızın ve milletimizin bağımsızlığı için canımız pahasına mücadeleden vazgeçmemeli ve bizi esarete sürükleyecek oyunlara kanmamalı, birlik olmalıyız.

ÖZET: 

   1919 yılı bir yaz günü Yüzbaşı Atabala ve arkadaşı Çulsuz Şair lakaplı Dadaş, Hanzade Bey’in çiftliğine doğru giderken, yanık dertli bir kaval sesi duyar ve o yöne yönelirler. Kavalı çalan çoban ile tanışırlar ancak hem davete geç kalmak istemediklerinden hem de Atabala sevdiği kızı bir an önce görmek istediğinden kısa bir sohbetin ardından oradan ayrılırlar. Bu kısa sohbet sırasında çobanın isminin Ali olduğunu, tüm sevdikleri ve ailesinin Ermeniler tarafından öldürüldüğünü, Atabala’nın çektiği sevdayı bildiğini ve babasını tanıdığını öğrenirler.



Diğer davetliler de çiftliğe geldikten sonra yemekler yenilir, aşıklar atışır. Sohbet devam ederken Rüstem Efendi ile dışarı çıkan Atabala, Aybike’nin yanına gider. Konuşurken kendisine evlenme teklif eder ancak aşağıdan sesler geldiğinden cevabı alamadan aşağı iner. Aşağıda otururlarken Atabala ve Nerimanof arasında münakaşa olur, tartışma uzamadan kapanır. Ardından misafirler dağılır. Ancak Atabala’nın aklı Aybike’den alamadığı cevaptadır.

Ata binerek kahya Rüstem Efendi ile dışarı çıkan Aybike’yi bekleyen anne ve babası biraz meraklanır ancak bu sırada kızlarının evliliği ve buna Mirza’nın uygun oluşu konularından bahsederler. Akşam olurken Aybike eve döner ancak abisi Baytimur iğneli sözler söyleyerek kızı sinirlendirir ve biraz tartışırlar. Babası ortalığı yatıştırır ve ardından “Hacer Hanım gibi kızım olduğu için onunla gurur duyuyorum, keşke sende Koçak Nebi gibi olsaydın” der.

Babasının Aybike’ye Mirza’yı uygun gördüğünü öğrenen Zeynep Hanım akşam kızıyla konuşup bunu kendisine söyler. Aybike’den aldığı cevap ise tahmin ettiği gibidir. Kızının tercihi Atabala’dır. Ertesi gün Mecit Bey oğlu için Aybike’ye dünür gelir, ama kızın cevabı olumsuz olur. Hanzade Bey de kızının Atabala’yı sevdiğini öğrenir. Kışa kadar bu olay konuşulur daha sonra unutulur.

Nerimanof ve arkadaşları, Hanzade Bey ve onun gibi zengin ve sözü geçen büyükleri Bolşevikliğe davet etmekte, bunun kurtuluş olacağına onları inandırmaya çalışmaktadır.

Dört ay sonra Aybike ile görüşme fırsatı bulan Atabala cevapsız kalan teklifinin cevabını alır. Cevap evettir, bu onu çok mutlu eder. Konuşmaları devam ederken Atabala kızdan Nerimanof ve arkadaşlarının Bolşeviklik lehine çalışmalarını öğrenir. Bu durumdan zaten rahatsız olan Aybike, Atabala ile işbirliğine girer, cuma akşamı için plan hazırlarlar. Cuma akşamı Atabala, Çulsuz Şair ve hatırı sayılır kişiler habersiz misafir olarak Hanzade Beylere gelip ona ve oğluna Bolşevikliğin Türk ve Müslüman düşmanlığı olduğunu anlatırlar. Ancak başarılı olamazlar. Vatanın içten ihanete uğraması hepsini üzer.

Bu olaydan sonra çiftliğe ilk kez gelen Atabala çekingendir. Buna karşın Aybike ile evlenmek istediğini söyler. Rüstem Efendi ve Zeynep Hanım ona destekçi iken Baytimur odadan çıkıp gider, Hanzade Bey de bu işe olumlu bakmaktadır. Kapıyı çekip giden Baytimur Mirza ile birlik olup Atabala’ya pusu kurar. Bunu çoban Ali’den öğrenen Rüstem Efendi Aybike’yi de alıp hemen oraya gider. Ama geç kalınmıştır, Atabala yaralanmıştır, hemen hastaneye götürürler. Çiftliktekilerin bu olaydan haberdar olmalarını istemedikleri için Atabala’yı Çulsuz Şair’e emanet edip dönerler.

Atabala iyileşince Çulsuz Şair ve onun aracılığı ile tanıştığı Muallim Haydar ile Bolşeviklerin neler yaptığını öğrenmek için onların toplantılarına gidip bakarlar. Ertesi gün çiftliğe gelen Atabala’yı gören Baytimur şaşırır, aile olanları öğrenir.

Nisan ayının ilk cuması Atabala, Süvari Alayı Komutanından Anadolu temsilcisinin Bolşevikçiler lehine bir rapor hazırladığını öğrenir. Kızıl ordu saldırı için hazırdır. Azerbaycan Milli Şura Reisi Mehmet Emin Resulzade, Bolşevik yanlılarıyla bir toplantı yapmak zorunda kalır ancak olumlu bir sonuç alamaz. Bolşevik yanlıları Rusların yalnızca Anadolu’ya yardım etmek istediğini savunmaktadırlar.

Halil Paşa 27 Nisan 1920’de Bolşevikler lehine bir bildiri yayınlar ve Rus ordusunun Azerbaycan’a gireceğini açıklar. Bolşevik yanlıları mutludur. Vatanseverler ise şaşkın ve çaresizdir çünkü düşman kapıya dayanmıştır. Umutlar tükenmektedir, Ruslar ayak bastıkları her yere ölüm getirerek Bakü’ye doğru ilerlemektedir. Hükümetten meclisi boşaltmasını isteyen Kızıl ordu istekleri yerine getirilmeyince bunu silah zoruyla gerçekleştirir. Nerimanof başbakan olur ancak, emirleri veren Kızıl ordu komutanıdır. Daha sonra ordunun silahlarını bırakmasını ister, bunun üzerine isyanlar başlar. Ruslar karşısında Azerbaycan ordusu geri çekilir. Kızıl Rus ordusu Ermenilerle kıyım ve talana devam etmektedir.

Birkaç gündür ortalıkta görünmeyen Atabala Çulsuz Şair’in evine gelir. Milli direniş komitesi kurulması gerektiğini konuşurlar. Odlu Azerbaycan yapayalnızdır. Kızıl Ordu ülkedeki generallerin öldürülmesini ister, kukla bir başbakan olan Nerimanof çaresiz bunu da kabul eder. Vatanseverler bu zulme karşı bir şeyler yapılması gerektiğinde hemfikirdir. Atabala, Çulsuz Şair ve arkadaşları Cafer Cabbarlı’nın evinde toplanır, Azerbaycan Gizli Müsavat Komitesini kurar ve bir beyanname hazırlarlar.

Bir Rus işgal birliği Hanzade Bey çiftliğindedir. İstekleri bir türlü bitmemektedir. Çiftlik kadınlarını rahatsız etmeye başlamışlardır. İşgal birliği komutanı Binbaşı Petrov ile Aybike tartışırlar. Aybike yaşananlara sinirlenir ve tüm öfkesini boşaltır. Bir süre sonra Çopur İsmail adlı Bolşevik yanlısı çiftliğe gelir, maddi yardım ister. Ancak Hanzade bey kıt kanaat geçindiklerini belirtir. Baytimur da hatalarını anlamıştır. İsmail ve Petrov’la tartışır. Petrov acımasızca Hanzade Bey ve Zeynep Hanım’ı dinamitle patlatır, çiftlik erkeklerini diri diri yakar, kadınlarınsa namusuna el uzattıktan sonra onları süngülerler. Baytimur’u da öldürürler. Çiftlikte işe yarar eşyaları topladıktan sonra orayı yakarlar. Tüm bunların sorumluluğunu İsmail’in üzerine atmak için onu da oracıkta öldürürler. Aybike, yengesi, yeğeni, kahya ve eşi kurtulmayı başarırlar. Mecit beyin çiftliğine ulaşıp, olanları anlatırlar. Mecit Bey ve oğlu da hatasını anlamıştır.

Günlerdir Aybike’yi göremeyen Atabala, Çulsuz Şair’le çiftliğe geldiğinde faciayı görür. Kısa süre sonra Muallim Haydar, Mirza , Aybike ve Rüstem de çiftliğe gelir. Atabala’ya olanları anlatırlar. Ölüleri toplayıp gömerler. Akşam hepsi Mecit Bey’de misafirdir.Gece boyunca konuşan Atabala ve Aybike mücadele için yeni bir başlangıç yapmaya karar verirler. Sabah, Mecit Bey’in adamlarından da yanlarına alarak çiftliğe giderler. Bir hafta uğraştan sonra çiftlik yaşanır hale getirilir. Adını da Çınarlı çiftlik koyarlar. Rüstem Efendi, Aybike ve Atabala’nın artık evlenmesi gerektiğini söyler. Birkaç gün sonra sade bir törenle nikahları kıyılır.

Olanlara rağmen hayat devam etmektedir. Aradan bir hafta geçmiştir. Petrov’un çiftliğe geldiğini gören Gökçe, halasına haber verir. Atabala bir plan yapar, Petrov ve yanındaki askerler çiftlikteki insanlarca kuşatılır. Petrov ile Atabala kısa süre vuruşur.Atabala’nın iki kılıç hamlesiyle Petrov ölür, askerler de kaçar. O gün orada olan Çulsuz Şair, ortalık sakinleşene kadar Atabala ve Aybike’yi kendi evine götürmeye razı eder.

Ruslar boş durmamaktadırlar. Golkhoz diye bir şey uygulanacaktır. Buna göre özel mülk olmayacak , herkes belli bir ücret karşılığı devlete çalışacak , camilere gitmek ve namaz kılmak yasaklanacaktır.
Çulsuz Şair’in evinde yedinci günün akşamı Muallim Haydar ve karısı Gülşah da oradadır. Yemekler yenir, çaylar içilir. Sohbet edilirken Çulsuz Şair Mehmet Emin Resulzade’nin sözleri olan yeni bir bildiri yayınladıklarını söyler. Bu bildiride gençlere bağımsızlığın önemi ve bu uğurda mücadeleye ve gerekirse ölüme gidilmesi gerektiğini bildiren etkili sözler söylenmektedir.

Çulsuz Şair, arkadaşlarına bir şiir okur ve bitiminde de kapı çalınır. Gelen polisler Çulsuz Şair’i tutuklar. Çulsuz Şair gitmeden arkadaşları ile helalleşir, onlara Türklük ve İslam bilincinden ayrılmamalarını ve çocuklarını da böyle yetiştirmelerini söyler. Hepsi ona söz verir. Çulsuz Şair giderken, arkasından bakan arkadaşları ağlar. Kısa bir süre sonra Çulsuz Şair’in kapısını kilitler ve giderler. Oradan uzaklaşırlarken kulaklarında arkadaşlarının okuduğu son şiirin son mısraları vardır. Bu mısralar adeta onu anlatmaktadır; “ Ben ölümem, gelmişem… Gelmişsen götür ”

MK
º Eserin Şahıs Dünyası (2 / 2)
Ceren isimli üyenin yazdıkları:

Eserin Şahıs Dünyası:

1.Derecede Şahıslar:

Yüzbaşı Atabala: Vatansever ve Milli Müsavatçıdır. Azerbaycan’ın bağımsız-lığından önceki işgalde babası, annesi ve kız kardeşi Ermeniler tarafından öldürülmüştür. Yiğit ve cesur bir delikanlıdır. Çevresindeki insanlar tarafından sevilen, mücadeleci kişiliğe sahip bir askerdir. Hanzade Bey’in kızı Aybike’yi sevmektedir.

Aybike: Kara gözlü, selvi boylu güzel bir kızdır. Cesaretli ve vatanseverdir. Hanzade Bey ve Zeynep Hanım’ın çocuklarından biridir. Açık sözlü ve cesur bir bayandır.

2.Dereceden Şahıslar:

Nerimanof: Hızlı sosyalisttir. Lenin’in Azerbaycan’da başlattığı komünist faaliyetlerin baş rollerde oynayan piyonlarındandır.

Çulsuz Şair: Atabala’nın yakın arkadaşıdır. Asıl adı Dadaş’tır. Anlamlı şiirler yazıp okuduğu için kendisine bu lakapla hitap edilir.

Rüstem Efendi: Hanzade Bey çiftliğinde kahyadır. Çiftlikte hatırı sayılan, sözü geçen biridir. Türk Milliyetçisi ve İslamiyet taraftarıdır. Eşinin ismi Gülnaz’dır.

Hanzade Bey: Memleketin zengin ve sözü geçen büyüklerindendir. Önceleri Türklük ve Müslümanlık taraftarı iken sonrasında Rusların oyununa gelenlerden biri olarak Bolşevik yanlısı olur. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Zeynep Hanım: Hanzade Bey’in eşidir. Ailesinin iyiliğini düşünen, aynı zamanda vatansever bir kadındır.

Baytimur: Aybike’nin ağabeyidir. Geçimsiz ve idealleri olmayan bir kişiliğe sahiptir. Bolşevikliğin yanlılarındandır.

Rukiye: Baytimur’un eşidir. Sabırlı bir kadındır.

Gökçe: Baytimur ve Gökçe’nin tek oğludur.

Çoban Ali: Mecit Bey’in çiftliğinde çalışmaktadır. Ailesi ve sevdiği kız Ermenilerce öldürülmüştür.

Mecit Bey: Hanzade Bey’in arkadaşıdır. Sosyo-ekonomik düzeyi yüksek bir beydir. Evli ve iki çocuk babasıdır. Sonradan Bolşeviklik yanlısı olanlardandır.

Mirza: Mecit Bey’in oğludur, Baytimur’la iyi anlaşır, Bolşeviklik yanlısıdır. Kötü alışkanlıkları olan bir gençtir. Aybike’yi sevmektedir.

Gülşah: Mecit Beyin kızıdır, vatanseverdir.

Muallim Haydar: Çulsuz Şair ve Atabala’nın arkadaşıdır. Hali vakti yerinde bir ailenin oğludur. Tarihe meraklıdır ve bu alanda tahsil yapmıştır. Mecit Bey’in damadıdır.

Mehmet Emin Resulzade: Milli Müsavat Partisi başkanı ve Azerbaycan’ın başbakanıdır. Vatan bağımsızlığı için çalışır.

Aşık Hasan: Genceli’dir. Kısa boylu, karayağız, zayıf bir halk ozanıdır.
Aşık Maksut: Karabağlı’dır. Uzun boylu, esmer ve biraz şişman bir halk ozanıdır.

Süvari Alayı Komutanı: Atabala’nın komutanıdır.

İvan’ın Torunu: Rus Kızıl ordularının baş komutanıdır.

Ahmet Cevat: Çulsuz Şair’in şair olan bir arkadaşıdır.

Cafer Cabbarlı: Vatanseverlerdendir. Azerbaycan Gizli Milli Müsavat Komitesi kurucularındandır.

Mirza Bala, Mehmet Sadık Kuluzade, Mehmet Hasan Baharlı da Milli Müsavatçılardandır.

Binbaşı Petrov: Hanzade Bey çiftliğindeki işgalci Rus birliğinin komutanıdır. Yakmayı, yıkmayı ve öldürmeyi seven bir kişidir.

Vasili: Petrov’un yaveridir. Teğmendir.

İsmail: Lakabı Çopur İsmail’dir. Bolşevik hükümetin teşkil ettiği Anadolu’ya yardım komitesinin bir üyesidir.

Fazıl ve Hatice: Hanzade Bey çiftliğinin çalışanlarındandır. İşgal birliklerinin öldürdüğü masum çifttir.

Ahundzade, Abbas Sıhhat, Hüseyin Cavit, Dr. Dadaş Hasanzade, Rahim Bey Vekili hatırı sayılan Türk Milliyetçisi ve İslamiyet taraftarlarıdır.

3. Adı Geçen Şahıslar:

Lenin: Bolşevik Rusya’nın başkanıdır.

Şaumyan: Bolşevik yanlısıdır. Katliamlarda görev almıştır.

Kerbalayı İsa: Yüzbaşı Atabala’nın babasıdır.

Bahar Hanım: Atabala’nın annesidir.

Yazgülü: Atabala’nın kız kardeşidir.

Koçak Nebi: Rus idaresine karşı mücadele vermiş bir Türk kahramanıdır. Unutulmayan bir yiğittir.

Mehdi: Koçak Nebi’nin kardeşidir ve destekçisidir.

Hacer Hanım: Koçak Nebi’nin eşidir. Eşinin destekçisidir. Eşi gibi cesur bir mücadelecidir.

Fuat Sabit: Anadolu hükümeti temsilcisidir.

Mustafa Suphi: Komünizme gönül vermiştir.Merkezi Moskova’da olan Türkiye Komünist Partisi başkanıdır. Nerimanof’un işbirlikçisidir.

Halil Paşa: Değerli bir devlet büyüğü. Bolşevik lehine çalışmaktadır.

Nuri Paşa: Halil Paşa’nın yeğenidir. Komutasındaki ordu ile Azebeycan’a yardım etmektedir.

Mustafa Kemal Paşa, Kazım Karabekir Paşa, Nazım Hikmet, Mehmet Ali Ahmetzade Bey, Şair Mehmet Hadi, Ahmet Muhtar Bey, Dışişleri Bakanı Fetalihan Hoylu, Harbiye Bakanı Orgeneral Samet Bey Mihmandarlı, Genel Kurmay Başkanı Habib Selimbey, Başbakan Nasip Bey Yusufbeyli, General Hüseyin Nahçivanlı, General Hamit Gaydabaşı, General Prens Kazım Kaçar, General Yadigarov, General Murat Giray Dilhas, General Sulkaviç Süleyman Bey, General Ağa Vekilov, Harp Okulu Müdürü General Çheidze, Şair Resul Rıza.

Not: Bu eserde kişilerin fiziksel ve psikolojik özellikleri belirgin olarak tasvir edilmemiştir.

Romanın Psikolojik ve Sosyolojik Etkileri:

Türk ve Müslüman olan Azerbaycan halkının Türklüğe ve İslamiyet’e karşı olan Bolşeviklerle mücadelesi anlatılırken özel bir zümre ele alınmamakta, ülkenin her kesiminden insana yer verilmektedir.

Bir vatanın, gözünü mevki hevesi bürümüş kimselerce, nasıl düşmana bırakıldığı, zalimlere karşı yalnız ama zafer umuduyla mücadele edenler dile getirilirken vatan, millet sevgisi ve imandan, bağımsızlığın öneminden, vatanperverlerin vatanlarını kendi vatandaşlarının esarete sürüklüyor olmasından duyduğu üzüntüden bahsedilmektedir.
Çocuğa milliyetçilik fikrini aktarmaktadır. Vatanın ve milletin huzurunun ancak bağımsızlıkla varolduğunu gözler önüne sererek çocuğa bağımsızlığın önemini, bu bağımsızlığın birlik-beraberlik ile sağlanabileceğini ve aldatmacalara kanılmaması gerektiğini ifade etmektedir. Çocuğa vatan uğruna gerektiğinde kanının son damlasına kadar mücadele etmesi bilincini yerleştirmekte, vatan sevgisi ve ulus bilinci aşılamaktadır.

Şunu belirtmek isterim ki; çocuğu yönlendirme konusunda aşırı vatancılık ve dincilik onu olumsuz etkileyebilmektedir.

Karar:

Bu roman 12-15 yaş grubu çocuğunun okuyabileceği bir eserdir. Daha küçük yaş grupları için uygun değildir. Çünkü;

‘ Vatan sevgisi’ ‘millet bilinci’ gibi soyut kavramlar verilmektedir. Bu kavramlar ancak bu yaşta kavranabilir.
Eserin konusu bu yaş grubu çocuğun gelişme düzeyinin anlayabileceği, ilgisini çekebilecek bir konudur.

Eserde kullanılan kelime sayısı, bu yaş grubunun kelime hazinesine uygundur.

Cümleler de çocuğun anlayabileceği ve kavrayabileceği şekildedir.
Anlatımda yalın, sade bir dil kullanılmıştır.

Çocuk romanı anlayışı çerçevesinde bakılacak olursa;

Olumlu Yönleri

12-15 yaş grubunun duygusal yönden bağımsızlık istekleri olduğu için hoşlarına gidebilecek, dikkatlerini vererek okuyabilecekleri bir eserdir.
Bu yaş grubu çocuklarının kendileri, çevreleri ve ülkeleri ile ilgili somut gerçekleri arama ve bulma isteğine cevap vermelerine yardımcı olabilir.
Vatan sevgisi, insan sevgisi, yardımlaşma, birlik ve beraberlik duygusunu güçlendirmektedir.

Menfaatler uğruna gözlerin kör edilmemesi ve gerçeklerin görülmesi ve de maskelere aldanılmaması gerektiğini de vurgulamaktadır.

Olumsuz Yönleri

Eser belli bir konu etrafındadır, çocuğun duyguları, dünyası, sevgisi göz önünde değildir.

Çocuğun çeşitliliği dikkate alınmamış, yalın maceralara yer verilmiştir.
Vatancılık ve dincilik üzerinde yoğunlaştığı için çocuğu olumsuz etkileyebilir (Aşırılık, tutarlı bir dengenin oluşmasına engel olmaktadır ).
Vatan sevgisi, ulusal değerler ve Türklük bilinci işlenirken evrensel değerler kenara itilmiştir. Bu ülkeler arasında düşmanlık ve öç alma duygularını körükleyebilir.

Tipleştirme azdır, karakter ön plandadır. Bu, çocuğun özdeşleşme sürecinde kendini eserde görememesine neden olabilir.
Özgür düşünceli insan yetiştirme amacı göz önüne alınmamıştır. Tek tip düşünce ağır basmaktadır.

--------------------------------------

qaynaq - millikultur.net